Bugün ilk defa bölümümü sevebileceğimi hissettim.
İktisadi Düşünceler Tarihi dersinde epey dağıttığımız konu (en son paralel evren teorisine girdik artık siz düşünün) sonunda dönüp dolaşıp hassas noktama dokundu: Nikola Tesla. Bu adamcağızın hikayesi okuduğumda beni çok etkilemişti. O gün bu gündür Edison'a bitmez bir öfke besliyorum.
Nikola Tesla, Yugoslav bir elektrik mühendisiydi. Çalışmalarını sürdürmek için Amerika'ya gitti ve orada Thomas Edison ile tanışıp onun yanında çalışmaya başladı. Uzmanlaştığı alan hertz dalgaları (bildiğimiz radyo dalgaları) idi. Alternatif akımı (AC), radyoyu, megafonu ve jenaratörü icat etti. Ayrıca havadan elektrik iletimini başarmıştı. Bunu da ABD meclis binasına bir demir çubuk takıp koca binayı zangır zangır titreterek kanıtlamıştı. Bu başarıları için 1915'te Nobel Ödülüne layık görüldü ama kabul etmedi.
Edison ile büyük savaşı ise alternatif akımı icat etmesiyle başladı. O sıralar dünyada sadece doğru akımla (DC) çalışan makineler kullanılıyordu. Doğru akım oldukça kullanışsız ve çok çabuk gücünü kaybeden bir akımdır (bu gün doğru akımın kullanıldığı tek yer pille çalışan cihazlar). İnsanların evine elektrik ulaşması için her birkaç milde bir trafo kurmak gerekiyordu. Ayrıca doğru akım sık sık aşırı yüklemeden dolayı telleri yakıyordu. Bu durumda elektrik kullanmak tahmin edilebileceği gibi altından kalkılamayacak kadar pahalıydı. Doğru akımın patenti Edison'a aitti ve kendisini finanse eden oldukça güçlü ve zengin kurumlar vardı. Tesla onunla çalışırken alternatif akımı keşfetti ve patentini aldı. Edison ise insanlığın en büyük laneti ile - kibirle bu icadın hiçbir şeye yaramayacağı yönünde görüş belirtti. Bunun üzerine çıkan tartışma ile Tesla ve Edison yollarını ayırdılar. Fakat Tesla, çalışmaları için hiçbir kuruluştan finansal destek alamadı. Edison nüfuzlu bir adamdı ve Tesla'ya bu konuda her türlü zorluğu çıkarmaya kararlıydı. Tesla kıt olanaklarına rağmen çalışmalarına devam etti ve bugün kullandığımız birçok şeyi icat etti. Bu sırada Edison, alternatif akımı kullanarak elektrikli sandalyeyi icat etmekle ve sokak köpeklerini meydanlarda kızartarak halka alternatif akımın ne kadar kötü bir şey olduğunun propagandasını yapmakla meşguldü.
Tarihte politikacılar yüzünden birçok karanlık nokta oluşmuştur. Politikacıların yalanları ve entrikalarıyla çok insan harcanmış, çok önemli olay unutulmuştur. Edison bilimadamı olmakla beraber politikacı kişiliğine sahipti. Bunun sonucu dünyanın en önemli insanlarından biri olan Nikola Tesla'nın tarihe gömülmesi oldu. Bugün dünyada milyarlarca insan Tesla'nın adını bile duymamış, Edison'u ise dünyayı aydınlatan yüce insan olarak bağrına basmıştır. Tanınmak, ünlü olmak gibi şeylerin Tesla'yı ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum (ömrünün yarıdan fazlasını kule-evinde, dışarı çıkmadan geçirmiştir) ama burada harcanan bir insan, bir emek, bir hak var.
Bugün sınıfta bu hikayenin yalnızca ufak bir kısmından bahsettim. Merak edip google'a Tesla yazacak her kişi benim kazancım olacaktır.
Hikayenin tamamı için; http://www.atlamaz.4mg.com/index2.htm adresine bakabilirsiniz.
20100222
20100221
Vizyonum, misyonum.
Selam,
Blog yapmak uzuuuun süredir aklımdaydı. Aslına bakarsanız her şey Ramses temalı küçük defteri kırtasiyede görmemle başladı.
O defteri almak istediğimde, kafamda amacımı şekillendirmem gerektiğini biliyordum. Çünkü ne zaman böyle süslü, güzel, ayıla bayıla aldığım bir defterim olsa onu bir köşeye atıp unutuyorum. Eğer bu defteri alacaksam, onu kullanmalıydım.
Deftere aklımdan geçenleri yazmaya karar verdim. Olayları değil. Anlık düşünce ve duygularımı. Bir tür akıl defteri yani. Fakat beklenen oldu, o deftere 1.5 yıldır bir tek kelime bile yazmadım. Çoğu zaman düşündüğüm bir şeyin önemini farkettiğimde deftere yazmayı düşündüm. Sadece düşündüm. Hatta bazen cümleler yazılmış haliyle gözlerimin önünden geçti.
Geçenlerde farkettim ki, defterime hiçbir şey yazmamış olsam bile bir işe yaradı. Düşüncelerimi yazmayı düşündürttü bana. Böylece blog oluşturmaya karar verdim. Ramses defterimi ise zihnimde doldurmaya devam edeceğim. Belki bir ömür yazacağım ona. Asla dolmayacak.
Ben eskiden yazı yazardım, hikaye yazardım, şiir yazardım. Sanırım 3 yıldır yazmıyorum. Bu yüzden ilk başlarda yazılarımın akıcı olmayacağını, sizi sıkacağını düşünüyorum. Yazdıkça açılırım umarım. Şu an aklımda yazacak yüzlerce konu var. Birini seçtiğimde görüşmek üzere...
Blog yapmak uzuuuun süredir aklımdaydı. Aslına bakarsanız her şey Ramses temalı küçük defteri kırtasiyede görmemle başladı.
O defteri almak istediğimde, kafamda amacımı şekillendirmem gerektiğini biliyordum. Çünkü ne zaman böyle süslü, güzel, ayıla bayıla aldığım bir defterim olsa onu bir köşeye atıp unutuyorum. Eğer bu defteri alacaksam, onu kullanmalıydım.
Deftere aklımdan geçenleri yazmaya karar verdim. Olayları değil. Anlık düşünce ve duygularımı. Bir tür akıl defteri yani. Fakat beklenen oldu, o deftere 1.5 yıldır bir tek kelime bile yazmadım. Çoğu zaman düşündüğüm bir şeyin önemini farkettiğimde deftere yazmayı düşündüm. Sadece düşündüm. Hatta bazen cümleler yazılmış haliyle gözlerimin önünden geçti.
Geçenlerde farkettim ki, defterime hiçbir şey yazmamış olsam bile bir işe yaradı. Düşüncelerimi yazmayı düşündürttü bana. Böylece blog oluşturmaya karar verdim. Ramses defterimi ise zihnimde doldurmaya devam edeceğim. Belki bir ömür yazacağım ona. Asla dolmayacak.
Ben eskiden yazı yazardım, hikaye yazardım, şiir yazardım. Sanırım 3 yıldır yazmıyorum. Bu yüzden ilk başlarda yazılarımın akıcı olmayacağını, sizi sıkacağını düşünüyorum. Yazdıkça açılırım umarım. Şu an aklımda yazacak yüzlerce konu var. Birini seçtiğimde görüşmek üzere...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
